SOSYAL DEMOKRASİ.             

Sosyal demokrasi;Özgürlük,Adalet(Eşitlik) ve dayanışma ideallerine dayanan,katılımcı ve paylaşımcı bir siyaset akımıdır.     

Sosyal demokrasinin 3 ayağı vardır.             

1-Özgürlük              2-Adalet(Eşitlik)          3-Dayanışma.   

  Özgürlük,insanın nasıl yaşayacağına kendisinin karar verebilmesi anlamına gelir.Bu öncelikle devletin yada toplumun keyfi müdahalelerinden bağışık olmak demektir.Ancak gerçek özgürlük,özgürlüğün kullanılmasının ekonomik ve sosyal koşullarının da yaratılmasıyla mümkündür.Siz özğürlüğü nasıl tarif ederseniz adalet ve dayanışmanız ona göre belirlenir.            Eğer özgürlüğü yalnız aileniz çerçevesinde belirlerseniz adaleti kendi aileniz için ister sadece onlarla dayanışma gösterirsiniz.           

Eğer özgürlüğü kendi partiniz ve üyeleriniz için isterseniz adaleti kendi partililerinize ve çıkar gruplarına uygular onlarla dayanışma gösterirsiniz. Eğer özgürlüğü ülkenizde ve dünyada tüm halklar için isterseniz Adaletin herkese uygulanmasını,dayanışmayı da bütün dünya insanları için gösterirsiniz.Yani "SENİN ÖZGÜRLÜĞÜN BENİM ÖZGÜRLÜĞÜMÜN TEMİNATIDIR" söylemi.

ADALET başkalarına karşı tutumun tarif edilmesinde ve değerlendirilmesinde kullanılan bir ölçüttür.Sosyal adalet de başkalarına karşı olan tutuma atıfta bulunur,ancak burada devletin yada toplumun davranışı söz konusudur.Yani cevaplanması gereken soru devletin hangi dağıtım ölçütünü kullanması gerektiğidir.Adaletin temeli,her insanın eşit olarak sahip olduğu insan onurudur.Adalet köklerinden ve cinsiyetinden bağımsız olarak aynı özgürlüğe ve aynı yaşam fırsatlarına sahip olmak anlamına gelir.

Eşitlik farklılıkların var olma,kendisini gerçekleştirme hakkıdır.Eşitlik farklı olanın farklılıklarını geliştirerek sürdürme,yeniden ve yeniden gerçekleşme imkanlarına sahip olma bakımından eşitliktir.Sosyal demokraside FARKLI VE EŞİT kavramını örneklerle inceleyelim.

ENGELLİLER İÇİN EŞİTLİK.

Eşitlik sadece oy hakkı değildir.                     
-Engelliler rahatça gezebileceği kaldırımlar,inip çıkabileceği rampalar,kolayca binip inebileceği toplu taşıma araçları.                   
-Onlara özel parklar,spor sahaları.                 
-Görme engelliler için okullar ve kullanabilecekleri oy pusulası.                 
-Toplu hayatın gerçekleştiği yerlerde işaret dili tercumanı bulundurulması.         
-Sinema,tiyatro,spor,piknik,konser,kermes vb gibi engellilere uygun organizasyonlar.       
-Engelli yaşam merkezlerinin yaygınlaştırılıp ücretsiz ve kaliteli hizmet sunulması.   
-Engelliyi muhtaç duygusundan kurtarılıp üretken haline getirilmeyi.       
-Engelli çalışma hayatına hazırlanmalı.Bu amaçla becerisini arttıran eğitimler düzenlenmeli ve kamu yada özel sektörlerde istihdam edilmelidir.           

TÜM BUNLAR GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİNDE ENGELLİLER KENDİNİ EŞİT SAYACAKTIR.   

KADINLAR.               

-Maddi varlık güvencesi olan istihdama eşit haklarla ve adil katılımı,                     
-Eşit işe eşit ücre ödenmesi,                   
-Şirketlerde,idari kurumlarda,bilimde ve denetleme kurullarında eşit temsilin sağlanmasını,         
-Toplumsal cinsiyet eşitliğini(toplumsal cinsiyeti ele alırken onunla kesişen cinsiyet kimliği,cinsel yönelim,dil,etnik köken,sınıf,inanç temelli her türlü ayrıcalıklar)                 
-Kadına karşı şiddetin son bulmasını istiyor bu ve diğer sorunları ve istekleri gerçekleştirilirse kendilerini EŞİT SAYACAKLARDIR.

Ayrıca İstanbul sözleşmesinin tamamı bkz wikipedia ist.söz.

ALEVİLER.                 

Alevi örgütleri 5000 e yakın cem evleriyle oluşan bir inanç kurumlarıdır. Aleviler diyanetin yeniden yapılandırılıp inançları eşit şekilde temsil eden bir kurum olmasını, -Cem evlerine yasal statü verimesini.       
-AHİM ve Anayasa Mahkemesinin verdiği kararların uygulanmasını
-Alevilerin kamu kuruluşlarında temsiliyetini.                -Dergahların alevi kurumlarına devredilmesini(Hacıbektaş,karaca Ahmet,Şahkulu)        -Madımak'ın ibret müzesi haline gelmesi.

 

KÜRTLER.           
       
-Kendi kültür ve ananelerini özgürce yaşamak istiyorlar.   
-Kendi dillerini özgürce konuşabilme ve kendi dilleriyle eğitim istiyorlar.         
-Eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanmak istiyorlar
-Sağlıkta tam teşekküllü hastane ve sağlık hizmetlerinden faydalanmak istiyorlar.         



SİVİL TOPLUM     

Artık partiler iktidara sadece oyla gelmiyorlar.Birilerinin arkasında sermaye hatta küresel sermaye varsa,sosyal demokrat partilerin arkasında güçlü sivil toplum örgütleri,sendikalar,odalar ve yerel ticari örgütler var.        Sivil toplum kuruluşları sosyal demokrasinin olmazsa olmazıdır.İyi bir toplum yukarıdan aşağıya oluşturulamaz.Ancak insanlar tarafından ve insanlar için yapılan bir eylemle gelebilir.İyi toplumun yaratılması çağımızın en zorlu görevi olacak ve gelecek nesillerin hayatını şekillendirecektir. Türkiye'de geleceğin toplumunu,geleceğin ekonomisini sivil toplum ve yerel yönetimlerin ortak aklı gerçekleştirecektir.

Avrupa'da kapitalizmin geliştiği,buharlı gemilerin,makinaların icat edildiği (merkantilist)dönemde Osmanlı buna ilgisiz değildi.İngilterenin geliştirdiği tekstil makinalarına karşı,dokuma tezgahlarıyla üretim yapan ülkeler kendi üreticilerini korumaya başlayıp sınırları belirleyince ULUSLAŞMA da başladı.Eğer Müslüman burjuvazi yaratırsak bu uluslaşmayla birlikte mülkden gider(devletten gider)deyip Müslüman burjuvazi yaratmayıp ithalat ve ihracatı Rum ve Musevilere verdiler.Onun için bizde Müslüman burjuva demokrasisi olmadığından demokrasimizde gelişmedi.

Cumhuriyetyen sonra kurucu parti CHP nin altı okuna dikkat ederdeniz Demokrasi yoktur.Bu altı ilke Demokrasiyi oluşturmuştur.Onun içindirki bizdeki demokrasi çok hassas ve kırılgandır.Onun için CHP önce kendi içinde demokratikleşip diğer partilere örnek olmalıdır.

Sosyal Demokrasi bir yönüyle insanlığın düşünsel ve yaşamsal boyutunun gelişmesine uygun ortam hazırlar.Öbür yönüyle de insanlığın düşünsel gelişiminden yararlanarak kendisini yenileyebilir.  İnsanlar okuyarak,pratik yaparak,öz eleştiri yaparak kendilerini değiştirebilirler.Öz eleştiri insanın kendini tekrar üretmesidir. Partilerde öz eleştiri yaparak kendilerini tekrar üretebilirler.Bu hem değişimin anahtarı hemde daha demokratik bir yapıya kavuşturur.Çünkü Demokrasinin alternatifi daha fazla demokrasidi

Şimdi Sayın SELİN SAYEK BÖKE'nin şu sözlerine kulak verelim.

Artık yeni bir Sosyal Demokrasi kavramı geliştirmeliyiz.Endüstriyel toplum 300 yıllık bir gelişme sonucu yerini post-endüstriyel topluma bırakıyor.(Post endüstriyel toplum:En geçerli değer olarak bilginin mülkiyetin yerini aldığı ve toplumsal dinamizm ve gücün ilk ve temel kaynağı haline geldiği toplum türü) Teknolojik gelişim toplumsal gelişimi aşıyorsa yeni bir sistem yeni bir toplum türü gelişir.Fabrika üretiminin egemenliğindeki endüstri toplumun sosyo kültürel,sosyo ekonomik yapısını oluşturan çalışma etiği,kitle örgütleri,akıl pozitif bilim gibi kavram ve kurumlar yeniden sorgulanmakta ve son derece ciddi bir kriz yaşanmaktadır.    Endüstri toplumunda stratejik kaynağı oluşturan SERMAYE yerini,post -endüstriyelde bilgiye bırakmakta ve bilgiyi üreten kurumlar toplumun temel eksenini oluşturmaya başladılar.Dolayısıyla son derece hızlı,dünyayı "elektronik küçük bir köy" haline getirmiş olan,yeni teknolojilere dayanan ve bilgi üretiminin merkezi önem kazandığı post-endüstriyel toplumun taleplerine Endüstriyel toplumun örgütleri cevap veremez hale gelmektedir.
4.nesil üretim:Sürücüsüz otomobiller,yapay zeka,robotlar,sentetik karaciğer vb.Sınıflar tekrar yapılanıyor.Sermayenin yerine geçen Patente sahip olanlar ve alttakiler Yani Ezen ve Ezilenler.Kimlik siyasi sona erecek.Kimlikler değil ilkeler öne geçecek.Kendini toplumdan üstünde görenler değil,topluma öncülük edenler başarılı olacak.(SELİN SAYEK BÖKE.